çizim blogu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizim blogu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2012 Salı

Online Çizim Dersleri Bölüm 1 - Çizim Öğrenmeyi Öğrenmek



Gariptir ki çizim öğrenmek için herkes tarafından kabul gören belirli yöntemler yok. Tüm çizerler farklı farklı şekillerde öğreniyor çizmeyi. Bazısı çocukluktan itibaren defterlerini manasız çizimlerle dolduruyor, bazısı fotoğrafları kopyalayarak başlıyor çizmeye, bazısıysa erken yaşta düşünce yoluyla kavrıyor çizmeyi.

Çizim yeteneğinden bahsetmek gerekirse, böyle bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Çünkü kendim de gayet yeteneksiz bir çizerdim bu işe başladığımda... Hiçbir teknik bilgisi olmadan onlarca Pokemon benzeri yaratık üreten abim vardı önümde, tamamen hayal gücüyle ejderhalar ve türlü türlü yaratıklarla doldururdu defterlerini. Bense onu kıskandım, öyle kıskandım ki kendi kendime ufacık çocukken şu sözü verdim: Ne yapıp edip bir çizer olacak ve abimi geçecektim! Tabii abim daha sonra çizimi bıraktı, ama burada bunu anlatmıyorum. Anlatmak istediğim şey şu: Ben, süper yeteneklerle doğmadım, çocukken de iyi çizmiyordum, bu işi çalışarak öğrendim. Ve nereye gidersem gideyim, insanlar “Çok yeteneklisin!” dedi. Ama bunun yetenek değil, çalışmamın sonucu olduğunu bir tek ben biliyorum. Ve işte kendimde gördüğüm hâlden yola çıkarak size şunu garanti ediyorum ki: “Herkes çizer olabilir.” Bir insan daha iyi bir çizer olur, öteki daha çabuk gelişir, başka birisiyse çok iyi kopya eder. Ama sonuçta herkes yeterince ve disiplinli çalışmayla bir çizer olabilir.

Gözlemlerime göre iyi çizim yapmayı etkileyen iki büyük yetenek var: El Becerisi ve Görsel Zeka.

El becerisi, hepimizin bildiği bir şey. Annelerin “Ay bizim kız çok becerikli, on parmağında on marifet!” dedikleri şey, aslında el becerisi. El becerisi, yapmasını bildiğimiz ve aklımızda hayal ettiğimiz bir şeyi, hayal ettiğimize ne kadar yakın şekilde yapabildiğimizin ölçüsüdür. Örneğin, dikiş dikmeyi bir kere gören bir insan bu işin nasıl yapılacağını algılar, ama kendisi o işi yapmaya çalıştığında bunu yapamayabilir. Eğer ilk denemede bile iyi sonuçlar alabiliyorsa el becerisi gelişkindir. El becerisi yüksek olan insanlar hayal ettikleri şeyleri kağıda tam olarak hayal ettikleri gibi (ya da ona yakın bir şekilde) aktarabilirler. Çizme işini okuyarak ya da başka bir çizeri izlemek yoluyla öğrenebilirler ve bunun sonucunda kalemi çok rahat hareket ettirirler. Yani, hızlı çizim yapan bir çizer görürseniz, bilin ki o kişi aynı zamanda iyi örgü de örebilir.

Görsel zeka dediğimiz şey ise nesneleri zihnimize ne kadar çabuk ve ne kadar doğru kaydettiğimizin ölçütüdür. Aynı zamanda bir şeye/bir yere baktığımızda orada gördüğümüz nesnelerin birbiriyle ilişkisini, renklerini, detaylarını ne ölçüde algıladığımızı (yani ne kadar detaylı olarak zihne kaydettiğimizi) gösterir. Görsel zekası gelişkin olan insanlar, birkaç saniye içinde yüz metre uzaktaki tabelaları okuyabilir, elbisenin altında vücudu tanımlayabilir ve sadece fotoğraf gibi iki boyutlu bir şeyden nesnelerin enini, boyunu ve derinliğini hesaplayabilirler.  Çizdiğimiz her şeyi öncelikle zihnimizde hayal etmek gerektiğinden görsel zeka nesneleri öğrenirken bize çok yardımcı olur. Görsel zekası gelişkin olan bir insan, daha düşük algı seviyesine sahip bir insandan dört-beş kat daha çabuk bir şekilde kendini çizim alanında geliştirebilir. Çünkü çizimde en önemli şeylerden birisi nesneleri üç boyutlu olarak (en-boy-derinliği hesaba katarak) zihinde kaydetmektir. Profesyonel çizerler aynı zamanda çok iyi heykel de yapabilirler, çünkü insan vücudunun şekli zihinlerinde kayıtlıdır.


Öncelikle çizerken ihtiyacımız olan şeylere bakalım. Amatör çizerlerin çoğu profesyonellerin malzemelerine (örn. grafik tablet) sahip olmadıkları için iyi çizemediklerini düşünürler. Halbuki çizim öğrenmek için kurşun kalem ve kağıt yeterlidir.  


Çizim, hayal kurmakla doğrudan bağlantılı bir eylemdir; bundan dolayı nesneleri zihnimizde hayal edebilmek çizimin en önemli unsurlarındandır. Nesneleri doğru hayal edebilmek için ise onları çokça incelemeli ve sık sık bakarak çizim çalışmalıyız. Hayal kurmak düşünsel bir olay olduğundan nesneler üzerinde dikkatli gözlemler yapmak çizim yeteneğimizi de geliştirecektir.


Şüphesiz el altında bulundurduğunuz nesneleri incelemek gözlem yapmak için en kısa yoldur. İnternet ise gözlem için oldukça iyi bir kaynaktır. Fakat internetteki kaynaklar iki boyutludur, dolayısıyla nesnelerin tamamını gözlemleyemeyiz. Evimizdeki nesneler de sınırlıdır, kimsenin evinde modellik yapmaya gönüllü insanlar olduğunu sanmıyorum, varsa oldukça şanslısınız. Bu nedenlerden dolayı çizer, hayatı boyunca gördüğü her şeyi incelemeli, detayları aklında tutmaya çalışmalı ve bunun için yanında bir eskiz defteri bulundurmalıdır. Eskiz defteri, kolay taşınabilen bir boyutta olursa daha iyi olur.



Hayır, bizim amatörün düştüğü yanılgıya neredeyse çizime başlayan herkes düşer. Çizim yapmak için özel bir kalem falan yok, hangi kalem size daha rahat gelirse onunla çizim yapın.  Örneğin ben bazen 0.5 mm 2B uçlu kalemimi, bazense HB, 3B, 5B kurşun kalemlerimi kullanırım çizim yaparken. Ancak bunun bir kuralı yok. Nasıl müzik yaparken hangi enstrümanı kullanacağımız bir kural ile belirlenmemişse çizim yaparken de aracımızı seçmekte serbestiz.



Hayır, hayır! Yanlış replik dostum, çizim öğrenmek için yola çıktık, daha çizgi romana kadar uzun bir yolumuz var.

Kalem, silgi ve kağıdımız hazır. Şimdi tek ihtiyacımız olan şey biraz zaman ve emek. Gördüğümüz her şeyi bu ufak defterciğe çizeceğiz. Kalem kutumuzu, masamızı, bilgisayarın ekranını, odamızdaki oyuncakları, sandalyeyi, koltuğu, giysi dolabını, çoraplarımızı, kalemlerimizi, telefonumuzu... Sınıfta arkadaşlarımızı, parkta oynayan çocukları, lokantada yemek yiyen insanları, televizyon izleyen babamızı ve yemek yiyen annemizi, yeni doğan kuzenimizi... Kısacası gözümüze çarpan ne kadar şey var ise bunları inceleyecek ve birkaç açıdan bu defterimize çizeceğiz. Her gün en azından üç-beş farklı nesne çizmek sizi çok geliştirecek.





Dur bakalım, ilk başta çizememen normal. Kimse anasının karnından çizer olarak doğmaz. Bu işler çalışa çalışa oluyor. Dolayısıyla olmadığında üzülmeyeceksiniz. Tekrar, tekrar deneyeceksiniz ki bir sonraki seferde başarabilesiniz.

Eskiz defteri güzeldir, iyidir, gereklidir. Ama eskiz diye bahsettiğimiz şey, kabataslak, hızlı çizilen çizimlerdir. Yalnızca formu yakalaması yeterlidir. Eskiz defterini her zaman yanınızda taşıyacaksınız, ama bir de daha büyük ölçekli ve ciddi çalışmaları yapacağınız bir deftere ihtiyacınız var. Bu defterin boyutu ise büyükçe olmalı. Mümkünse A3 ya da B4 (25x35 cm) bir defter bulun, daha büyük alanlarda çalışmak, hem bileğinizi açmanızı sağlayarak çizgilerinizi rahatlacak, hem de özgüven vererek çizim hızınızı geliştirecek.

Çizgi çekerken dikkat etmeniz gereken en önemli şeylerden biri, uzunca bir çizgiyi yavaş yavaş, çizgilerin üzerinden tekrar tekrar geçerek kısa çizgilerle çizmemektir.  Bu, amatörlere özgü bir çizim tarzıdır ve bazı amatörler (benim gibi) bu yanlışını fark ettiği anda düzeltirken bazıları hayatları boyunca bu şekilde çizim yapmaya devam ederler. Bunun yerine elinizi rahat bırakarak bastırmadan, defalarca uzun karalama çizgileri atıp, son olarak memnun kaldığınız çizgiyi bastırarak çizmek daha iyi bir yöntemdir. Tabii bu son çizdiğiniz çizgi de kesik kesik çizilmemeli. Çizerken kolu sabit tutup el ile çizim yapmak, bu tarz kesik çizgiler atmanın başlıca nedenidir. Bilek ile çizim yapmayı bırakıp kolunuzu oynatarak  çizim yapmaya alışmalısınız.



Nesneleri üç boyutlu düşünebilmek için halihazırda bilmekte olduğunuz şekillerden faydalanabilirsiniz, çoğu nesne bu basit şekillerin farklı kombinasyonlarla birleşmesinden meydana gelir.


Her gün çizim çalışmaya özen gösterin. Şunu unutmayın ki çizim çalışmak daha çok ve daha çok çizmek içindir! Çizimi sevmeye çalışın, mesleğiniz hâline geldiğinde nefret ederek çizmek istemezsiniz, öyle değil mi?