Gariptir ki çizim öğrenmek için herkes tarafından kabul
gören belirli yöntemler yok. Tüm çizerler farklı farklı şekillerde öğreniyor
çizmeyi. Bazısı çocukluktan itibaren defterlerini manasız çizimlerle
dolduruyor, bazısı fotoğrafları kopyalayarak başlıyor çizmeye, bazısıysa erken
yaşta düşünce yoluyla kavrıyor çizmeyi.
Çizim yeteneğinden bahsetmek gerekirse, böyle bir şeyin
olduğuna inanmıyorum. Çünkü kendim de gayet yeteneksiz bir çizerdim bu işe
başladığımda... Hiçbir teknik bilgisi olmadan onlarca Pokemon benzeri yaratık
üreten abim vardı önümde, tamamen hayal gücüyle ejderhalar ve türlü türlü
yaratıklarla doldururdu defterlerini. Bense onu kıskandım, öyle kıskandım ki
kendi kendime ufacık çocukken şu sözü verdim: Ne yapıp edip bir çizer olacak ve
abimi geçecektim! Tabii abim daha sonra çizimi bıraktı, ama burada bunu anlatmıyorum.
Anlatmak istediğim şey şu: Ben, süper yeteneklerle doğmadım, çocukken de iyi
çizmiyordum, bu işi çalışarak öğrendim. Ve nereye gidersem gideyim, insanlar
“Çok yeteneklisin!” dedi. Ama bunun yetenek değil, çalışmamın sonucu olduğunu
bir tek ben biliyorum. Ve işte kendimde gördüğüm hâlden yola çıkarak size şunu
garanti ediyorum ki: “Herkes çizer olabilir.” Bir insan daha iyi bir çizer
olur, öteki daha çabuk gelişir, başka birisiyse çok iyi kopya eder. Ama sonuçta
herkes yeterince ve disiplinli çalışmayla bir çizer olabilir.
Gözlemlerime göre iyi çizim yapmayı etkileyen iki büyük
yetenek var: El Becerisi ve Görsel Zeka.
El becerisi, hepimizin bildiği bir şey. Annelerin “Ay bizim
kız çok becerikli, on parmağında on marifet!” dedikleri şey, aslında el
becerisi. El becerisi, yapmasını bildiğimiz ve aklımızda hayal ettiğimiz bir
şeyi, hayal ettiğimize ne kadar yakın şekilde yapabildiğimizin ölçüsüdür.
Örneğin, dikiş dikmeyi bir kere gören bir insan bu işin nasıl yapılacağını
algılar, ama kendisi o işi yapmaya çalıştığında bunu yapamayabilir. Eğer ilk
denemede bile iyi sonuçlar alabiliyorsa el becerisi gelişkindir. El becerisi
yüksek olan insanlar hayal ettikleri şeyleri kağıda tam olarak hayal ettikleri
gibi (ya da ona yakın bir şekilde) aktarabilirler. Çizme işini okuyarak ya da
başka bir çizeri izlemek yoluyla öğrenebilirler ve bunun sonucunda kalemi çok
rahat hareket ettirirler. Yani, hızlı çizim yapan bir çizer görürseniz, bilin
ki o kişi aynı zamanda iyi örgü de örebilir.
Görsel zeka dediğimiz şey ise nesneleri zihnimize ne kadar
çabuk ve ne kadar doğru kaydettiğimizin ölçütüdür. Aynı zamanda bir şeye/bir
yere baktığımızda orada gördüğümüz nesnelerin birbiriyle ilişkisini,
renklerini, detaylarını ne ölçüde algıladığımızı (yani ne kadar detaylı olarak
zihne kaydettiğimizi) gösterir. Görsel zekası gelişkin olan insanlar, birkaç
saniye içinde yüz metre uzaktaki tabelaları okuyabilir, elbisenin altında
vücudu tanımlayabilir ve sadece fotoğraf gibi iki boyutlu bir şeyden nesnelerin
enini, boyunu ve derinliğini hesaplayabilirler.
Çizdiğimiz her şeyi öncelikle zihnimizde hayal etmek gerektiğinden
görsel zeka nesneleri öğrenirken bize çok yardımcı olur. Görsel zekası gelişkin
olan bir insan, daha düşük algı seviyesine sahip bir insandan dört-beş kat daha
çabuk bir şekilde kendini çizim alanında geliştirebilir. Çünkü çizimde en
önemli şeylerden birisi nesneleri üç boyutlu olarak (en-boy-derinliği hesaba
katarak) zihinde kaydetmektir. Profesyonel çizerler aynı zamanda çok iyi heykel
de yapabilirler, çünkü insan vücudunun şekli zihinlerinde kayıtlıdır.
Öncelikle çizerken ihtiyacımız olan şeylere bakalım. Amatör
çizerlerin çoğu profesyonellerin malzemelerine (örn. grafik tablet) sahip
olmadıkları için iyi çizemediklerini düşünürler. Halbuki çizim öğrenmek için
kurşun kalem ve kağıt yeterlidir.
Çizim, hayal kurmakla doğrudan bağlantılı bir eylemdir;
bundan dolayı nesneleri zihnimizde hayal edebilmek çizimin en önemli
unsurlarındandır. Nesneleri doğru hayal edebilmek için ise onları çokça
incelemeli ve sık sık bakarak çizim çalışmalıyız. Hayal kurmak düşünsel bir
olay olduğundan nesneler üzerinde dikkatli gözlemler yapmak çizim yeteneğimizi
de geliştirecektir.
Şüphesiz el altında bulundurduğunuz nesneleri incelemek
gözlem yapmak için en kısa yoldur. İnternet ise gözlem için oldukça iyi bir
kaynaktır. Fakat internetteki kaynaklar iki boyutludur, dolayısıyla nesnelerin
tamamını gözlemleyemeyiz. Evimizdeki nesneler de sınırlıdır, kimsenin evinde
modellik yapmaya gönüllü insanlar olduğunu sanmıyorum, varsa oldukça
şanslısınız. Bu nedenlerden dolayı çizer, hayatı boyunca gördüğü her şeyi
incelemeli, detayları aklında tutmaya çalışmalı ve bunun için yanında bir eskiz
defteri bulundurmalıdır. Eskiz defteri, kolay taşınabilen bir boyutta olursa
daha iyi olur.
Hayır, bizim amatörün düştüğü yanılgıya neredeyse çizime
başlayan herkes düşer. Çizim yapmak için özel bir kalem falan yok, hangi kalem
size daha rahat gelirse onunla çizim yapın.
Örneğin ben bazen 0.5 mm 2B uçlu kalemimi, bazense HB, 3B, 5B kurşun
kalemlerimi kullanırım çizim yaparken. Ancak bunun bir kuralı yok. Nasıl müzik
yaparken hangi enstrümanı kullanacağımız bir kural ile belirlenmemişse çizim
yaparken de aracımızı seçmekte serbestiz.
Hayır, hayır! Yanlış replik dostum, çizim öğrenmek için yola
çıktık, daha çizgi romana kadar uzun bir yolumuz var.
Kalem, silgi ve kağıdımız hazır. Şimdi tek ihtiyacımız olan
şey biraz zaman ve emek. Gördüğümüz her şeyi bu ufak defterciğe çizeceğiz.
Kalem kutumuzu, masamızı, bilgisayarın ekranını, odamızdaki oyuncakları,
sandalyeyi, koltuğu, giysi dolabını, çoraplarımızı, kalemlerimizi,
telefonumuzu... Sınıfta arkadaşlarımızı, parkta oynayan çocukları, lokantada
yemek yiyen insanları, televizyon izleyen babamızı ve yemek yiyen annemizi,
yeni doğan kuzenimizi... Kısacası gözümüze çarpan ne kadar şey var ise bunları
inceleyecek ve birkaç açıdan bu defterimize çizeceğiz. Her gün en azından
üç-beş farklı nesne çizmek sizi çok geliştirecek.
Eskiz defteri güzeldir, iyidir, gereklidir. Ama eskiz diye
bahsettiğimiz şey, kabataslak, hızlı çizilen çizimlerdir. Yalnızca formu
yakalaması yeterlidir. Eskiz defterini her zaman yanınızda taşıyacaksınız, ama bir
de daha büyük ölçekli ve ciddi çalışmaları yapacağınız bir deftere
ihtiyacınız var. Bu defterin boyutu ise büyükçe olmalı. Mümkünse A3 ya da B4
(25x35 cm) bir defter bulun, daha büyük alanlarda çalışmak, hem bileğinizi
açmanızı sağlayarak çizgilerinizi rahatlacak, hem de özgüven vererek çizim
hızınızı geliştirecek.
Çizgi çekerken dikkat etmeniz gereken en önemli şeylerden
biri, uzunca bir çizgiyi yavaş yavaş, çizgilerin üzerinden tekrar tekrar
geçerek kısa çizgilerle çizmemektir. Bu,
amatörlere özgü bir çizim tarzıdır ve bazı amatörler (benim gibi) bu yanlışını
fark ettiği anda düzeltirken bazıları hayatları boyunca bu şekilde çizim
yapmaya devam ederler. Bunun yerine elinizi rahat bırakarak bastırmadan,
defalarca uzun karalama çizgileri atıp, son olarak memnun kaldığınız çizgiyi
bastırarak çizmek daha iyi bir yöntemdir. Tabii bu son çizdiğiniz çizgi de
kesik kesik çizilmemeli. Çizerken kolu sabit tutup el ile çizim yapmak, bu tarz
kesik çizgiler atmanın başlıca nedenidir. Bilek ile çizim yapmayı bırakıp kolunuzu
oynatarak çizim yapmaya alışmalısınız.
Nesneleri üç boyutlu düşünebilmek için halihazırda bilmekte
olduğunuz şekillerden faydalanabilirsiniz, çoğu nesne bu basit şekillerin
farklı kombinasyonlarla birleşmesinden meydana gelir.
Her gün çizim çalışmaya özen gösterin. Şunu unutmayın ki
çizim çalışmak daha çok ve daha çok çizmek içindir! Çizimi sevmeye çalışın,
mesleğiniz hâline geldiğinde nefret ederek çizmek istemezsiniz, öyle değil mi?
BİR SONRAKİ DERS: PERSPEKTİF – BAŞLANGIÇ NOKTASI









